The Water is Our Lifeblood


 Temiz su hayattır, sağlıktır, 

besindir, hoş vakit geçirme 

imkanı ve enerjidir...

Dünya yüzeyinin %70’ten fazlası suyla kaplıdır. Dünya üzerindeki yaşam suda başladı, 

bu yüzden gezegenimizde yaşayan tüm canlıların suya muhtaç olması şaşırtıcı değil. Su 

aslında birçok şey demek: hayati bir ihtiyaç, bir yuva, yerel ve küresel bir kaynak, bir 

ulaşım koridoru ve iklim düzenleyicisi. Ayrıca, geçtiğimiz iki yüzyılda, doğaya salınan birçok 

kirleticinin son durağı ve yeni keşfedilen zengin minerallerinden istifade edilen bir kaynak 

haline geldi. Temiz su ve sağlıklı okyanus ve nehirlerden faydalanmaya devam edebilmek 

için suyu kullanma ve işleme şeklimizde köklü değişikliklere gitmek zorundayız. 

Su, mikronlarla ölçülen en küçük 

organizmalardan 30 metre uzunluğa ve 

600 ton ağırlığa çıkabilen mavi balinalara 

dek milyonlarca türün yuvasıdır. Her 

yıl okyanus derinliklerinde yeni türler 

keşfediliyor. Okyanuslar ve denizler, en büyük 

karbon yutakları olmaları ve atmosferdeki 

karbondioksiti yakalamaları açısından küresel 

iklimde de kilit bir role sahiptir. Okyanus 

akımları farklı bölgeleri sıcak ve serin tutarak 

daha yaşanabilir kılıyor. Sıcak denizlerdeki 

buharlaşma gezegene yağmur ve kar yağışı 

olarak geri dönerek karada sürdürülebilir bir 

yaşam sağlıyor.

İnsanlar açısından su, sadece bedenlerimiz 

için hayati bir ihtiyaç değil, aynı zamanda 

her gün faydalandığımız bir kaynak. Evde 

yemek pişirmek, temizlik, duş ve sifon için 

kullanıyoruz. Besinlerimizin, giysilerimizin, 

cep telefonlarımızın, otomobillerimizin ve 

kitaplarımızın tamamının üretiminde su 

kullanılıyor. Suyu evlerimizde, okullarımızda ve 

yollarımızda ve binalarımızı ısıtmak ve elektrik 

tesislerimizi soğutmak için kullanıyoruz. Onun 

hareketinden ürettiğimiz elektrikle şehirlerimizi 

ve evlerimizi aydınlatıyoruz. Sıcak bir yaz 

gününde serinlemek için denize dalıyoruz veya 

gölde gezintiye çıkıyoruz.

Su aynı zamanda insanları ve eşyaları 

birbirine bağlamak ve taşımak da demek. 

Yalnızca sahil kentlerini değil, ulaşımın 

mümkün olduğu nehirlerle içerideki kentleri 

de birbirine bağlayarak küresel ölçekte 

doğal bir ulaşım ağı sağlıyor ve küresel 

ticareti mümkün kılıyor. Tişörtlerimiz, kahve 

çekirdeklerimiz veya dizüstü bilgisayarlarımız 

Amerika kıtasında, Afrika’da veya Asya’da 

üretilip Avrupa’ya gemilerle taşınabiliyor. 

Yani su hayatımızın her alanında var.

Ne yazık ki bu değerli kaynağı kullanma 

şeklimiz yalnızca sağlığımızı değil, suya bağlı 

olan tüm yaşamı olumsuz etkiliyor. Kirlilik, aşırı 

kullanım, su habitatlarında fiziksel değişiklikler 

yapılması ve iklim değişikliği su kalitesine ve 

suya erişime zarar vermeye devam ediyor. 



Yorumlar